Tıbbi Tedaviler – Antalya’daki En İyi Hastaneler ve Klinikler
Güneş ve Tatil Şehri – Antalya
Antalya, Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Antalya merkeze yirmi beş kilometre kuzeybatıda yer alan Karain Mağarası, bir zamanlar seksen kişilik bir topluluğa ev sahipliği yapmış ve tarihinin Paleolitik Çağ’a kadar uzandığına dair kanıtlar bulunmaktadır.
Mağara, 1946 ile 1958 yılları arasında yapılan yüzey araştırmaları sırasında keşfedilmiştir. Mağaradaki bazı nesneler bir milyon yıl öncesine tarihlenmiştir.
Bölge, M.Ö. 1400’lerden Hititlerin çöküşüne kadar Hitit İmparatorluğu’nun kontrolü altındaydı, bölgeye birçok bağımsız devlet kuruldu. M.Ö. 11. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar önce Lidyalılar, sonra Persler bölgeye hükmetti. M.Ö. 4. yüzyılda bölgeyi fethetme sırası Büyük İskender’e gelmiştir. Ölümünü takiben dönemde, generallerinin bölge üzerindeki kontrol mücadelesi nedeniyle eyalet birkaç kez el değiştirmiştir.
Pergamon Kralı II. Attalos (M.Ö. 159-138), Pamfilya’nın doğal limanını, Antalya şehrini ele geçirerek günümüzdeki yerleşim alanının kontrolünü üstlendi. Şehir onun adından dolayı Attaleia olarak adlandırıldı. M.Ö. 67 yılında şehir Roma topraklarına katıldı ve Roma yönetimi altında refaha kavuştu.
Şehir, Hristiyanlığın Anadolu topraklarına yayıldığı bir merkez haline geldi. Ancak 7. yüzyılda Araplar tarafından Anadolu ve Antalya bölgesine sürekli saldırılar yapıldı. 652 yılında Bizans donanması, Antalya açıklarındaki sularda Arap kuvvetlerine karşı büyük bir deniz savaşını kaybetti.

Antalya: Kum, Güneş, Alışveriş ve Kültür. Hadi eğlenelim!
Antalya bölgesinin İslam ile sonraki buluşması, 1085 yılında şehrin Selçuklular tarafından ele geçirilmesiyle gerçekleşti. Şehir, küçük krallıkların yöneticileri arasında el değiştirdi ve 1426 yılında Osmanlıların kontrolüne geçti. Şehrin son işgali 1919 ile 1921 yılları arasında İtalyan kuvvetleri tarafından yapıldı. 5 Temmuz 1921’de işgal sona erdi ve Antalya, genç Türk Cumhuriyeti’nin bir şehri oldu. Uzun yıllar boyunca şehrin ekonomik faaliyetleri, ağırlıklı olarak tarım alanında meyve ve sebze yetiştiriciliği ile balıkçılık ve denizcilik üzerine kuruluydu. Günümüzde ise Türkiye’nin ve Doğu Akdeniz’in en büyük turizm merkezi haline gelmiştir.
Özellikle kıyıya paralel uzanan yüksek Toros Dağları, merkezi Anadolu’ya doğal bir sınır oluşturdu ve kış aylarında geçilemezdi. Bu coğrafya, daha büyük bir devlet birliğinin oluşmasını engelledi; bunun yerine kıyıda, genellikle merkezi otorite tarafından kontrol edilen zengin şehir devletleri kuruldu. Ayrıca, bölgenin tarımsal zenginliği ve doğal limanları, birçok yerleşimciyi cezbetti. Bu nedenle bölgede çok sayıda medeniyet gelişti ve tarihî miraslarını bıraktı.
Antalya’nın batı kesiminde tarihin ilk büyük konfederasyonlarından biri olan Likya Birliği kuruldu. Bir zamanlar bölgedeki en güçlü birliğe sahip olan bu konfederasyonda üye devletler, devletlerin büyüklüğüne ve önemine göre bir, iki veya üç oyla temsil ediliyordu. Günümüz Antalya’sının batı ucundan başlayıp Muğla ilindeki Fethiye’ye kadar uzanan bu birlik, o dönemler için çok geniş bir alanı kapsıyordu. Doğuda ise “Tüm Kabilelerin Toprağı” olarak bilinen Pamfilya devleti yer alıyordu.

Bölge, denize doğru dik yamaçlarla inen ve sadece sınırlı kıyı ovalarına sahip olması nedeniyle uzun zamandır korsanları çekiyordu. Korsanlar faaliyetlerini yalnızca ticaret gemilerini ele geçirmek ve yağmalamakla sınırlı tutmayıp, zaman zaman bütün şehirleri ele geçirip yönetiyorlardı.
Bölgenin Hristiyanlığın Anadolu’ya ilk yayıldığı yer olduğunu daha önce belirtmiştik. Erken Hristiyanlık dönemine ait birçok kilise, şapel ve diğer yapılar çeşitli tarihî alanlarda görülebilir. Bölgedeki müzelerde, Hristiyan öncesi, Hristiyan ve İslami eserlerden oluşan geniş bir koleksiyon bulunmaktadır. Dünyaca tanınan isimlerden biri olan Aziz Nikola, diğer adıyla Noel Baba, Antalya bölgesindendir.
Bölgede geçmişten günümüze birçok mit, yerel efsane ve zengin bir tarih günümüze ulaşmıştır.
Size Antalya’da güzel bir tatil dileriz.